Nuh Tepesi'ne Tepeden Bir Bakış

    Uzun süredir yazamamanın verdiği acı ile sanırım artık bir metin ortaya çıkarmanın gerekliliğini hissettim. Yazamıyor olmamızın nedenlerini yine başka bir yazı da ortaya koymak dileğiyle, uzun süredir beklediğim ve dün gece itibari ile bulduğum Nuh Tepesi'ne bir bakış atalım diyorum.

    Öncelikle Nuh Tepesi, o sisli ve acılı havasının altında aslında bir itiraf demeti barındırıyor. Herkesin içinde itiraf edemediği gerçekleri acı ve bir kadar da kısa süre içinde dökmesi... Sanırım bu durum insanın başına gelebilecek en kötü şeylerden birisidir. Hem konuşmak zorundasınız hem de çok az bir vaktiniz var.

    Haluk Bilginer ve Ali Atay başrolde baba oğulu canlandırırken aslında yılların vermiş olduğu uzaklığı bir anlamda itiraf ede ede anlatmayı başarmışlar. Ömer, babasının dermansız hastalığı içerisinde bir zamanlar terk ettikleri yere doğru yol alır. Aslında gerçek hikaye babasının kendi diktiğini söylediği Nuh Ağacı adı verilen ağacın altına gömülmek istemesidir.

    Tabi köylü bu ağacın adını Nuh Ağacı koyarken ve mübarek bir hikaye ile harmanlarken aslında bağnazlığın, putperestliğin içine düşmüştür. Köylünün cahillinde de bir masumluk vardır fakat ortadan kaybolan tapu, bu tapuyu bulma mücadelesi falan hepsi bu acayip korkunun içinde kalmaktadır.

    Köyün imamı karşımıza normal imam karakterlerinden farklı bir karakter ile çıksa da, okul öğretmeni de normal filmlerde gördüğümüz çağdaş karakter betimlemesinin tam tersidir. Aslında filmin burası güzel geldi gözüme....

    Sonuç olarak babasının arzusu, boşanma aşamasındaki hamile eşinin ruh hali içinde Ömer bir mücadeleyi vermektedir. Peki başarabildi mi?

    Sanmıyorum ama, denedi gibime geliyor.

    Not: Cenk Ertürk'e de ayrı bir alkış.

    Mucize Doktor Nasıl Bu Kadar İzleniyor?

    Layla M. Üzerine #Netflix

    Into The Night - Netflix İncelemesi